Kurum Başkanı Prof. Dr. Faruk BİLİR, kişisel verilerin korunmasının dijital çağda hukukun en önemli konularından biri olduğunu, bilişim alanındaki ilerlemeyle internet ve dijital platformlarda büyük miktarda veri toplandığını ve bu verilerin kötüye kullanılmasını önlemek için hukuki düzenlemelerin varlığının önem taşıdığını belirterek bunun sonucunda dünyada veri koruma ve gizlilik düzenlemelerinin ön plana çıktığını, ülkemizde ise bu konuyu kapsamlı bir şekilde ele alan başlıca düzenlemenin 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu olduğunu söyledi.
Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında kişisel veri güvenliğinin önemli olduğunun altını çizen BİLİR, günümüz dünyasında kişisel veri güvenliğinin, hem bireyler hem de kurum ve kuruluşlar açısından daha fazla öneme sahip olduğunu, verilerin güvenli bir şekilde muhafaza edilmesinin yalnızca idari tedbirlerle değil, aynı zamanda teknik tedbirlerle de desteklenmesi gerektiğini vurguladı.
Veri güvenliğindeki tedbirlerden birinin erişim kontrolü ve yetkilendirme süreçleri olduğunu hatırlatan BİLİR, “Verilerin kimler tarafından erişilebilir olduğunu belirlemek, veri güvenliğinin temel taşlarından biridir. Yetkisiz erişimleri önlemek için her kullanıcının yalnızca görev tanımına uygun verilere erişmesi sağlanmalıdır. Bu tür önlemler, veri güvenliğini riske atabilecek insan kaynaklı hataların önüne geçilmesinde etkili olmaktadır” dedi.
Güçlü ve etkin veri güvenliği anlayışının temel bileşenlerinden birinin siber güvenlik olduğunu belirten BİLİR şunları söyledi:
“Siber güvenlik, yalnızca veri ihlallerine karşı bir savunma hattı oluşturmakla kalmamakta, aynı zamanda sürekli gelişen tehditlere karşı dinamik ve proaktif bir koruma sağlamaktadır. Bildiğiniz üzere içinde bulunduğumuz Ekim ayı, dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de "Siber Güvenlik Farkındalık Ayı" olarak kabul edilmektedir. Buradan hareketle, veri korumada siber güvenliğin önemini kavrayıp, adımlarımızı buna göre atmalıyız. Bununla ilgili ‘2024–2028 Ulusal Siber Güvenlik Stratejisi ve Eylem Planı’nın yakın bir zamanda yürürlüğe girdiğini hatırlatmak isterim.”
Dijital çağda hukukun bir diğer önemli konusunun da yapay zeka ve robot hukuku olduğunu söyleyen BİLİR, yapay zekayı nasıl kullanmamız gerektiğini unutmadığımız takdirde, insanlığın en büyük yardımcısı olabileceğini, yapay zekanın insan hayatını kolaylaştırmak, iş süreçlerini iyileştirmek ve modern dünyanın sorunlarına yenilikçi çözümler üretmek amacıyla kullanılabileceğini ifade ederek şunları kaydetti:
“Kabul etmek gerekir ki; yapay zeka insan hayatında yeni bir dönemin kapısını aralamıştır. Bununla birlikte yapay zekanın günümüzdeki önemi, sektörlere olan etkileri, bireyin mahremiyetine etkisi ve gelecekteki rolü tartışılmalıdır. Yapay zekanın gelecekteki iş modelleri üzerindeki potansiyel etkilerini incelerken, bireyin hayatına ve mahremiyetine olabilecek etkilerini dikkate almak gerekir. Yapay zeka, insanlığın en karmaşık problemlerine basit çözümler sunabilir. Fakat bu çözümleri hayata geçirirken insani değerleri unutmamak gerekir. Bu nedenle veri işlemede, bireyin mahremiyeti öncelikli konulardan biri olmalı, veri üzerindeki esas kontrolün bireylerde olduğu her zaman dikkate alınmalıdır.”
BİLİR konuşmasında sosyal medyada yaşanan olumsuzluklara da değindi. Son zamanlarda sosyal medya ve bazı dijital platformların hukuka aykırılıkların odağı haline gelmekte olduğuna ve bireyin mahremiyeti bakımından ciddi riskler teşkil ettiğine dikkat çeken BİLİR şöyle devam etti:
“Dijital dünyanın olumlu yönlerinden faydalanırken, karanlık yüzünü görmezden gelemeyiz. Sosyal medya, mahremiyete yönelik risklerin yanı sıra bireylerin fiziksel ve duygusal sağlığına yönelik tehditlere de açık hale gelmiştir. Anonim hesaplar üzerinden yapılan siber zorbalıklar, özel hayatın teşhir edilmesi ya da yanlış bilgilere dayanan itibar suikastleri, bireyler üzerinde derin etkiler bırakabilmektedir. Bu tür asimetrik saldırılar, sosyal medyada bir defa yayıldıktan sonra hızla büyüyen bir çığ gibi kontrol edilemez hale gelebilmekte ve doğrudan bireyi ve toplumu hedef alabilmektedir. Bu bilinçle, mahremiyetin ve veri korumanın mevcut durumunu değerlendirmek, gelecek için izlenecek politikalar konusunda fikir alışverişinde bulunmak ve paydaşlarımızla iş birliğini artırmak, Kurumumuzun öncelikli konularından biri olmaya devam edecektir.”
Öte yandan BİLİR, Kurum olarak Kanun çerçevesinde inceleme faaliyetlerini titizlikle sürdürdüklerini, ayrıca Kurulun şikayet üzerine veya ihlal iddiasını öğrenmesi durumunda, görev alanına giren konularda gerekli incelemeleri resen yapmakta olduğunu belirterek şu bilgileri paylaştı:
“Kurum tarafından bugüne kadar 44 bin 322 ihbar, şikayet ve başvurudan 42 bin 714’ü sonuçlandırıldı. 1530 veri ihlal bildirimi Kurula intikal etti. Bunlardan 346’sı kamuoyuna ilan edildi. Yapılan incelemeler sonucunda 839 milyon 426 bin Türk lirası idari yaptırım uygulandı. Diğer taraftan Kanun kapsamında 1167 hukuki görüş verildi. Verilerin yurt dışına aktarılmasıyla ilgili yeterli nitelikleri taşıyan 10 taahhütname onaylandı. Ayrıca 717 standart sözleşme Kuruma bildirildi.”
BİLİR, katılımcılara teşekkür ederek konuşmasını tamamladı.
Haber kaynağı için tıklayınız.